KENTSEL AÇIK YEŞİL ALANLARIN DEPREM AÇISINDAN ÖNEMİ
- Seçil Çopuroğlu
- 20 Şub 2023
- 3 dakikada okunur
Hızlı kentleşme sonucu estetik ve çevresel problemler oluşurken, planlı kentsel yeşil alanlara ihtiyaç artmaktadır. Kentsel açık yeşil alanların faydaları sağlıklı çevre ve toplum için önem arz etmektedir. Kentsel yeşil alanların ekonomik, ekolojik, turizm açısından birçok işlevi vardır fakat bu yazımda sizlere kentsel açık yeşil alanların deprem sonrası kullanımlarından bahsetmek istiyorum.
Kentlerimizde yeşil alanlar giderek azalmakta veya yok olmaktadır. Bu alanlardaki azalış çevre sorunları ile birlikte kent sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Çünkü bu alanların büyük bir kısmı afet toplanma bölgesi olarak kullanılmaktadır.

Dünya tarihinde toplumların çok kez karşılaştığı ve çoğunlukla hazırlıksız yakalandıkları, insan yaşamı ve sosyo-ekonomik sistemler deprem sonucunda altüst olmuşlardır.
Büyük doğal afetlerden biri olan depremler kitlesel olarak büyük etki oluşturur. Türkiye tektonik konumu itibariyle yıkıcı etkileri olan büyük magnitüdlü depremleri üretebilen fay hatlarına sahip aktif bir deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bu konumu itibarı ile ülke her an deprem tehlikesiyle karşı karşıyadır (Aral, Merşa ve Tunç, Gökhan, 2021).
Doğru bir afet yönetimi refah düzeyinin ve gelişmişliğin bir belirtisidir. Toplumlarda refah düzeyi yükseldikçe insana ve insan yaşamına verilen önem artar.
İnsan yaşamını tehdit eden tehlike yaratabilecek durumlara karşı tedbir
alınması ve hazırlıklı olunması yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir.
Afetin meydana gelmesi ile kurtarma ve ilk yardım çalışmalarına paralel olarak, hasar görmüş ya da oturulamayacak duruma gelmiş konutların onarılması ya da yenilerinin yapılması uzun süreçli çalışma gerektirdiğinden afetzedelerin bu süreç içerisinde barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir (Yılmaz, 2003).
Şehir yapısını meydana getiren ana etmenlerden biri olan açık yeşil alanlar gerek sosyal açıdan gerekse çevre açısından çok çeşitli fonksiyonlara sahip olmanın yanında afet sonrası kilit elamanlardır.
Deprem anında ve sonrasında insanlar canlarını kurtarmak için içgüdüsel olarak açık ve yeşil alanlara sığınırlar. Bu alanlar toplanma ve barınma alanı olarak kullanmak için müsait ve güvenli bölgelerdir fakat bu alanlar deprem sonrasında kullanılacak alan olarak belirlenmediği ya da yeterli sayıda olmadığı için deprem sonrası karmaşalar yaşanmaktadır.
Günlük yaşamda bir refah ve yaşam standardı göstergesi olan kentsel açık ve yeşil alanlar, deprem ve diğer afet koşullarında ise acil erişim, toplanma, havadan erişim, acil kurtarma malzemelerinin stoklanması ve dağıtımı, acil barınma amaçlı çadır ya da geçici konut alanı kullanımı ile önem kazanan kurtarıcı mekânlardır (İDMP, 2003).
Peki deprem sonrasında toplanma alanı olarak kullanabileceğimiz bu yeşil alanlar hangilerdir?
Mahalle parkları, meydanlar, kermes ve panayır sahaları : Deprem sırasında ya da sonunda geçici konaklama sahası olup, geçici sağlık görevleri, yemek dağılımı, getirilecek yardım malzemelerinin depolanması ve diğer teknik donatımlar için kullanılmaktadır. Bu yüzden bu açık ve yeşil alanlara ulaşım teması sağlanabilmeli ve bu alanlara teması önleyebilecek engellere yer verilmemelidir. Bu alanlarda WC, içme suyu, aydınlatma, istirahat ve oturma sahaları gibi alt yapıların mevcutta yer almasından dolayı çadır şehre dönmeleri boş sahalara göre oldukça basit olabilmektedir ( Korgavuş ve Ersoy, 2015).

Ayrıca bu alanların dışında kalan tüm kentsel açık ve yeşil alanlar deprem sonrasında, geçici toplantı/kurtarma, çadır şehir ve geçici yerleşim sahalarına çevrilebilmektedir (Korgavuş ve Ersoy, 2015).
Yeşil alanlar, spor alanları, meydanlar, otoparklar, vb. yapılanmadan muhafaza edilmiş bu sahaların hizmet verecekleri insan sayısına yeterli miktarda ve genişlikte bulunmaları, bilhassa boş durumda olmaları gereklidir. Bu sebeple yerleşim sahalarına uzak mesafede değil ve özellikle geniş boş sahaların imar projelerin de ayrılmış olması gereklidir.
Proje bünyesinde iskana müsait şekilde ayrılan açık sahaların, iskana müsait olabilmekle beraber yapılaşmaya izin verilmeden bilhassa boş bırakabilecek sahalar olarak kalması gerekir (İDMP, 2003).
Açık ve yeşil sahaların düzenlenmesin de ve projelendirilmesin de deprem sonrası gruplaşma şekilleri, geçici veya tekrardan şehirleşme olanaklarının artarak ehemmiyet kazanması gerektiği kabul görmektedir (Nalbantoğlu, 2000).
Felaketten sonra insan sayısı, gaz sıkışmaları veya binaların zarar görebilmesi ihtimallerine göre emniyetli biçimde beklemeleri düşüncesi ile afetzedeler açık sahalar bulmak zorundadırlar.
İnsanların evlerine veya işyerlerine yakın, araçların, gruplaşmanın ve haberleşmenin oluşturulduğu toplantı bölgeleri ve sığınma sahaları oluşturulmalıdır. Bu sahalar devlet tekelinde olmalı, sarsıntı esnasında yoklama yapılabilecek toplama sahaları işlevini yerine getirmeli ve acil tatbikat için fonksiyonlarını yerine getirebilmelidir. Çok katlı büyük kentleşmelerin yer aldığı sahalar da toplama sahası bulabilmek çok basit olmayacaktır (Coburn ve Spence, 2002).
Yazar: Seçil Çopuroğlu

Comments